İNANILMAZ HAYALLER

İnanılmaz Hayaller

Bu yazıda biraz inanılmaz hedefler üzerine konuşalım istedim. Hayallerimize dokunalım diye geçti içimden..

Geçenlerde bir akşam, yaşadığım evin çocukluğumda kurduğum ve gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayalimin içindeki ev olduğunu fark ettim. Hatırladım bir anda. O zaman sadece, belki televizyonda olan, flimlerde sadece aristokrat ailelerin yaşayabildiği, sanki gerçekte olmayan bir evdi bu tarz evler. Hiç de yoktu etrafımızda.

Deprem sonrası sitelerle, villa tarzı evlerle doldu bu şehir. Normal bir ev parasına sahip olunabilir şartlarda üstelik. İstanbul’da yeşillikler içinde bahçesi de olan, şehir merkezine 15 dakika mesafede site içi bir evinizin olması için, sabit maaşla taksitlerini zorlanarak ödeyebileceğiniz bir banka kredisi, evin kapısını bile almaya yetmezken, bu şehirde bu daha mümkün oldu.

Sonra dedim ki, bütün çalışma hayatım İstanbul’da geçmesine rağmen Kocaeli’de yaşamakta ısrarcı olmam da bu çocukluk hayalim için bilinçaltı düzeyde stratejik bir adımdı belki de. Bilinçaltı düzeyde olan şeyler farkında olmadan yaptıklarımızdır.

Kuantum fiziğine dayalı yorumlardan oluşan öğretiler, günümüzde evrensel yasalar olarak karşımıza çıkıyor. Bu evrensel yasalardan en önemlisi şöyle diyor: Şu anda yaşadığın istediğin ya da istemediğin her şeyi, hatırladığın ya da hatırlamadığın bir zamanda, bir an dahi olsa hayal ettin.

Çünkü evrende her şey iki kere yaratılıyor. Önce hayalde!

Başka bir deyişle: Hayali kurulamayan hiç bir şey gerçekte var olamıyor!

Hedef çalışmaları yaparken bütün hayallerimizin içine bir tane de inanılmaz hayal koyuyoruz biz. Sonra devam ediyoruz; bunun inanılmaz olduğunu söyleten ne?

“Bu hayalin gerçekleşmesi imkansız, çünkü” diye başlıyorsa cevabınız, bilmelisiniz ki “çünkü”den sonrası bahanelerden oluşuyor. Çünkü param yok, çünkü vaktim yok, çünkü sağlığım el vermez, çünkü insanlar bunu anlamaz, çünkü yapamam, çünkü destek olacak kimsem yok, çünkü bu çok büyük bir şey.

Peki ya “çünkü”lerle birlikte mümkün kılanlar? İnsanlık tarihi imkansızı mümkün kılan başarı hikayeleriyle doluyken, seni bahanelerinle yaşamak zorunda bırakan şey ne?

Cevap basit: Kendin!

Yapabilecek olan da sensin, yapamayacak olan da. Yapacak olan sende ağırlıklı dikkat içerideyken, yapamayacak olanda dışarıdadır. İçerisi kaynak, güç, potansiyel doluyken, dışarısı yanılsama doludur. Günümüz psikoloji bilimi uygulamalarında büyük yeri olan Carl Jung’un dediği gibi “dışarı bakan rüya görür”

Elde edeceği zamanki kazançlarının, maneviyatına yani kendi öz varlığına sağlayacağı katkının farkında olmayan insanlar, madde boyutunda takılı kalır. Madde boyutu algıyı hep dışarıda tutar ve böyle olduğunda hayatın tamamını çünkü kelimesi yönetir. Bu kelime öyle bir kelimedir ki kişiyi haklılık frekansına getirirken elbette ki dışarısını suçlu kılar. Başka bir deyişle suçlu hep dışarısıdır. Bu çatışma demektir. Çatışma bölünme yaratır. Bölünmek azalmaktır.

Yapmamak lazım!

İçeride var edilemeyen hiçbir oluş, dışarıyla var edilemez. İçeride olmak, dışarıda yapmak vardır. Olmadan yapmaya kalktığında mümkün olabilecek olan da imkansızlaşır.

Hayal kurmak duyguları çalıştırır. Duygu içeridedir. O yüzden duygu üretimi, istediğin şey olma halini de istediğin şeyin olmasını da hızlandırır.

Yine yeniden, nasıl da her şey benimle ilgili!

Eklenme : 18.08.2017 03:18:28
Paylaş :
© 2014 RANAKAPLAN Koçluk Merkezi