YENİ FARKLI KÜÇÜK ŞEYLER

Yeni Farklı Küçük Şeyler

Tanıdığımız, karşılaştığımız dokuz kişiden sekiz buçuğu “nasıl gidiyor?” sorusuna anlamı “monoton” cevabına çıkan çeşitli cümlelerle cevap veriyor.

Nasıl olsun… Aynı işte… Her zamanki gibi…

Her sabah aynada gördüğümüz kişiyi aynı kişi sanıyoruz. Gökyüzüne birkaç saniye arayla bakınca aynı gökyüzünü gördüğümüzü düşünüyoruz. Çocuğumuz, eşimiz, sevgilimiz, iş arkadaşlarımız bir gün önceki kişilerle aynı kişilermiş gibi davranıyoruz.

Bu sanıların yerini devamında “hep aynı şeyleri yaşadığımız” inancı alıyor. “O zaten hep böyle yapar” saptamaları, “başıma hep bu geliyor” kaderciliğine kadar gidiyor konu.

Hayat hep aynı!

Oysa ki en küçük zaman diliminde bile değişmeyen hiç bir şey yok. Aynadaki bugünkü yüz, dünküyle aynı değil. Yaşlanan, ölen, yenilenen hücreleri var her şeyden önce. Dün sabahki kişi, dün öğleden sonra yediği yemeği yememişti mesela. Belki akşamüzeri tanıştığı yeni kişiyle tanışmamıştı üstelik. Aynadakinden, yani kendinizden bahsediyorum.

Gökyüzü de aynı değil. Bulutlar yer değiştirdi en azından.

Hayat hep yeni aslında. Hiçbir deneyim bir diğeriyle aynı değil, konu aynı olsa bile.

Küçükken dinlediğimiz, okuduğumuz Gülüver’in hikayesini hatırlamayanımız azdır. Gülüver koca bir dev. Bu koca dev, bir gün küçük insanlar tarafından esir alınıyor.

Nasıl olmuştu hatırlayalım: Koca dev uyuduğu bir zamanda o küçük insanlar tarafından önce küçücük iplerle bağlanıyor. Binlerce küçücük iple bağlanan Gülüver, uyanıp ayağa kalkmak istediğinde kalkamıyor. Çoktan esir düştüğünü uyanıp kalkmak istediğinde fark ediyor.

İşte bizim hayatımızda o ipler tam olarak farkında olmadan edindiğimiz alışkanlıklarımız!

Farkında olmadan bağlandık. Yeni şeyler yapmak aklımıza bile gelemiyor. Ya da zor geliyor. Bazen de kalkmak istiyoruz kalkamıyoruz. Bir şey bizi tutuyor, ne olduğunu bilmiyoruz. Yapacak çok şey, yürünecek çok yol varken kendi ayak izlerimize basıp duruyoruz sürekli.

Haftalarca Koçluk seanslarına gelen danışanlarım, karşılıklı iki görüşme odası varken sürekli ilk geldiklerinde girdikleri odaya girer, hatta o odada oturdukları ilk koltuğa otururlar. Bir gün ben “farkında mısın, hep aynı koltuğa oturuyorsun” diyene kadar da bu böyle sürer gider. Ah bu küçük ipler. Bir fark edebilsek.

Küçük iplerin, pardon küçük alışkanlıkların farkında değilsem, farkında olmadığım bir şeyi nasıl değiştirebilirim?

Cevabı; her gün yeni farklı küçük bir şey yapma kararı almak!

Bu cevaptaki en mühim kelime “küçük” kelimesi. Tıpkı ipler gibi. Zannediyoruz ki yeni şeyler, farklı şeyler büyük olmalı. Zor yani. Oysa ki bunlar küçücük olduğunda bizi yormadığı gibi eğlenceli de bir hale dönüşüyor.

O gün hiç yemem dediğimiz bir yemeğin tadına bakmak. Hiç sevmediğimiz tarzdaki bir kitaptan birkaç sayfa okumak. Dişleri sol elle fırçalamak. İşe farklı bir yoldan gitmek. Yatağın diğer tarafından kalkmak. Farklı bir saatte uyanmak. Saati diğer kola takmak size birkaç küçük örnek.

Çok mu radikal?

Bununla birlikte bu karar zihinsel alışkanlıkları kırma yolunda yepyeni bir işleyiş başlatıyor. Bilinçaltınızın stratejisini kırıyorsunuz yani. Sonra bir sabah işe giderken yıllardır kullandığınız yoldaki bir ağacı fark ederken buluyorsunuz kendinizi. Az şey mi?

Daha sonra sabah uyanışlarınız değişmeye başlıyor. Daha mutlu hissetmeye başlıyorsunuz. İnsanlar sizinle olmaktan gerçek anlamda hoşlanıyor. Sizinleyken duygu durumları iyi yönde değişiyor. Az şey mi?

Bu eylemi evdekilerle, iş sahibi ya da yönetici iseniz ekibinizle oyun olarak da tasarlayabilir, onların iyi hallerine de liderlik edebilirsiniz.

Ben bu yazımda yeni, farklı, küçük bir şey yaptım. İlk cümlemde alışılagelmiş onda dokuz rakamları yerine dokuzda sekiz buçuk oranını kullandım. Fark etmiş olma ihtimaliniz yüksek. Alışılmışın dışını zihin pek kaçırmaz.

Şimdi sıra sizde.


Eklenme : 1.02.2017 17:12:20
Paylaş :
© 2014 RANAKAPLAN Koçluk Merkezi