YANLIŞ YERLER

YANLIŞ YERLER

Bugün, yaşama dair birçok alanda önemi büyük olan fakat fazlaca bilinmeyen bir konudan bahsetmek geliyor içimden. Spiritüal  saptamalarda, felsefik sosyal medya paylaşımlarında pek rastlayabileceğiniz türden olmadığı için, bu yazım biraz akademik yazı havasında gelebilir. Bu da biraz böyle olsun diyerek konuya giriyor olsam da örneklemeler her gün yaşadığımız durumlardan oluşacak.

NLP (Neuro Linguistic Programming) terminalojisinde “Nörolojik Aşamalar” olarak yer alan, kurduğumuz ilişkilerde ve özellikle kendimizle kurduğumuz ilişkide önemli bir çözülme noktası sunan bu konu, zihin işleyiş süreçlerinin de önemli bir bölümünü açıklıyor.

Yapılan çalışmalar, kişinin yaşadığı bir durumun altı farklı boyutta oluşabildiğini ortaya koyuyor. Sorun yaratan bir durumu “çevre, davranış, yetenek, inanç-değer, kimlik ve ruhsal” olmak üzere bu altı aşamadan birinde en yoğun olarak yaşıyoruz.

Bu boyutlar neyi ifade ediyor?

Çevre boyutu ortam ve kişileri kapsıyor. Davranış boyutu sizin seçtiğiniz ve/veya seçmek istediğiniz davranışları, yetenek boyutu beceri ve yapabilirlik alanınızı, değer ve inanç boyutu nedenlerinizi, kimlik boyutu seçilebilir egoyu ve ruhsal boyut ise anlamlarınızı, üst amaçlarınızı ifade ediyor.

Yaşanılan durumların çözümü ise sizin boyutunuzla, durumun gerçekte hangi aşamada olduğunun uyumlu olmasıyla kolaylaşırken, bu iki aşamanın uyumsuzluğu ile de çözülemez hale geliyor.

Güncel örneklemeler üzerinden gidelim:

Diyelim ki yolda yürüyorsunuz ve ayağınız hafifçe burkuldu. Bu durumda sizin olası tavırlarınızı maddeleyelim ve yukarıda saydığımız nörolojik aşamalarla eşleştirelim:

  • Düzgün yürümeyi beceremedim gitti (yetenek boyutu)
  • Ne kadar şanssızım (inanç boyutu)
  • Lanet olsun, kahretsin (kimlik boyutu – sinirli ben)
  • Bunun anlamı ne? Bu yaşadığım bana ne anlatmaya çalışıyor? (ruhsal boyut)

“Hoop bir dakika” diyesi geliyor insanın değil mi böyle okuyunca. Olan şey sadece, yürürken ayağım hafifçe burkulmasıydı.

Şimdi iki olasılığa daha bakalım.

  • Yol ne kadar bozukmuş (çevre boyutu)
  • Yürüyüş için daha rahat bir ayakkabı seçmeliyim (davranış boyutu)

Sadece bu durum için baktığımızda, ilk dört aşama sıkıntı verirken son iki aşama daha bol oksijenli sanki değil mi?

Yaşadığımız durumu öncelikle bu aşamalardan hangisinde yoğunluklu olarak yaşadığımızı fark etmek o kadar önemli ki. Öyle olmadığında neler olabiliyor bakın yine örnekleyelim:

Sevgilin, eşin seni iki gün aramadığında (davranış), seni sevmediğini düşünüyorsun (inanç).

Patronun sana “bu iş olmamış” dediğinde (yetenek), yetersizlik duygun tavan yapıyor (kimlik – yetersiz ben).

Arkadaşın “kilo mu aldın sen?” dediğinde (çevre), kendini çirkin hissediyorsun (değer).

Çocuğun izin vermeyeceğin bir şey yaptığında (davranış), nedir benim çektiğim diyorsun (ruhsal).

Bu örnekler ne kadar çok var günlük hayatımızda değil mi? Hatta “nerdeyse hep böyle” diyenler çoğunluktadır tahminimce.

Deprem İstanbul’da oluyor, kızılay yardımı Ankara’ya götürüyor, şeklinde bir durumdan bahsediyoruz sanki.

O zaman lafı fazla uzatmadan buyurunuz yeni farkındalıklara. Sıkıntı mı var, sorun kendinize, tecrübem hangi aşamada gerçekleşiyor? Durumu hangi boyutta yaşıyorsan çözüm de oradan gelecek.

Yoksa “yanlış yerlerde” dönüp durma ihtimaliniz çok yüksek.

Eklenme : 14.02.2019 01:30:58
Paylaş :
© 2014 RANAKAPLAN Koçluk Merkezi