HAREKET ve MUTLULUK KARDEŞLİĞİ

Hareket ve Mutluluk Kardeşliği

Dernek, vakıf, kent konseyleri ve buna bağlı alt birimlerde uzun süreli görev almam istendiğinde tek bir şey ifade ediyorum; Toplantılara katılmamam sorun olmayacaksa görev alabilirim.

Geçen yıl Kıbrıs’ta katıldığım bir yöneticiler kurulu toplantısında ilginç bir gözlemim oldu. Oturma süremiz yemek yeme süremiz kadardı. On kişi arasında benimle birlikte üç Türk vardı. Diğer yöneticiler arasında sırf bu toplantı için Amerika’dan gelen bile varken 1 saatlik bir sürede başlıklar konuşuldu, kararlar alındı, bireysel “nasıl ve nelerle” kısmı interaktif ortamlara bırakılarak toplantı bitirildi.

Artık Avrupa’da toplantılar oturarak yapılmıyor. “Yürüyüş Toplantıları” diye bir kavram var ve hızla yayılıyor. Geçenlerde e-tohum bununla ilgili güzel bir makale paylaştı. Startup Turkey 2015’de bahsi geçen konulardan biri de buydu bu sene.

Biz fikir konusunda çok zengin bir milletiz. Nerdeyse hemen hepimizin her konuda söyleyecek, konuşacak çok şeyi var. Uzun uzun oturup zevk içinde konuşabiliyoruz hiç sıkılmadan. Kültürel bir şey olduğunu düşünüyorum. Zira “oturmaya gitmek” kavramı bir tek bizde var sanırım.

Neyin nasıl olması gerektiği, kimin ne yapması gerektiği, nasıl yapılacağı, detaylar uzun uzun konuşulur. İşin “e hadi kalkıp yapalım” kısmına sıra geldiğinde ortada kimse yok.

Oysa ki hareket etmek lazım!

Neden mi?

Çünkü evrendeki bütün işleyiş hareket üzerine kurulmuş. Var oluşun, yaratımın temel kuralı hareket etmek. Atom altı parçacıklardan tutun da galaksilere kadar hareket etmeyen hiçbir şey yok. O yüzden her şey ilerlerken “sen” durduğunda mantıksal olarak gerilemiş oluyorsun.

İyi bu böyle ben biraz durayım dediğinde, aslında durmuyor otomatikman geriliyorsun. Yaşamla uyumun bozuluyor. Ters bişey yokken de kendini kötü hissediyorsun sonra. Yeterince mutlu olamıyorsun. Çünkü durdun. Yaşam hareket halindeyken sen yaşamın dışında kalamazsın.

Hareket etmek lazım!

Hiçbir şey yapmadan durduğunda zihnin ya geçmişte ya da gelecekte. Sen duruyorken beyin denilen ve hiç durmayan makine sürekli düşünce üretmeye devam ediyor. Önünde yaptığın bir şey yoksa ya geçmişe gidiyor ya geleceğe. Eğer bir şey yapıyorsan, onu yapabilmek için dikkatinin anda olması gerekir. Ve “an” acaba farkında olunması gereken önemli bir şey olabilir mi?

Sadece hareket ettiğinde belki de başka bir şeye ihtiyacın olmayacak.

Eklenme : 14.02.2019 01:36:44
Paylaş :
© 2014 RANAKAPLAN Koçluk Merkezi