KAZANMAK İSTER MİSİN?

Kazanmak İster misin?

Bizim baktığımız yerden, günümüzde şirketler ikiye ayrılıyor. Bireysel gelişim araçlarına yatırım yapanlar ve bu alanı yatırıma değer görmeyenler.

Ülkemizde, bir şirket ne kadar büyükse o kadar gelişime açık. Hatta kendi sektörünün devleri gelişimi sürekli kılmak için bünyelerinde Akademiler kuruyorlar. Eğitim Akademileri. Son birkaç yılda bu davranış orta ölçekli firmalara da sıçramaya başladı bile.

Tam da bu noktada, “yeterince büyüyeyim, onlar kadar olayım da ben de yapacağım bu yatırımları” diyorsanız eğer, üzülerek belirtmeliyim ki öyle bir şansınız pek olmayabilir. Çünkü eğitim ve gelişime yatırım yapmak için büyümek değil, büyümek için bunu yapmak doğru formül.

Cumhuriyet tarihimizin savaş sonrası en yokluk zamanlarındaki harf devrimi, köy enstitüleri, Türk Dil Kurumu örnekleri gibi bugün şirketlerde de en büyüklere baktığınızda ilk günden beri eğitim bütçeler dahilinde hep baş tacı. En büyük liderlerin vizyonu böyle.

Şirket olarak, “Büyümek” tanımının içine neyi koyarsanız koyun bu böyle. İster kar hacmini büyütmek, ister müşteri portfoyünü genişletmek, ister ürün çeşitliliğini arttırmak, ister başarılı bir marka yaratmak, büyüme hedefiniz hangi çıtada olursa olsun, şirket giderlerinizin göze değer bir kısmında eğitim-gelişim yazmıyorsa bu hedeflerin hayal olarak kalma ihtimali çok yüksek. Ben değil, istatistikler böyle söylüyor.

Hele ki tuzunuz kuruysa hepten yandınız. Şirket dışı bir finansörden bahsediyorum. Burnunuzun dibine dikkat edin, ilk bakışta üç beş tanesi aklınıza geliverir hemen.

Düşünün, hem gelişim çabası yok hem finansör baba, anne, dede, eş. İlkokul çocuğunun bile fark edeceği matematik hemen çarpıyor yüzümüze. Olmaz o iş!

Aynı çemberde döne döne kendini eğlendirirsin.

Başarmak için iki şey gerekir. İlki mecburiyet! Yaşamak için, hayatta kalabilmek için başarmaya mecbur olmalısın. Rahatın yerinde olmamalı, son derece de rahatsız olmalısın. Zor durumda olmalısın. Daha kötü ne olabilir ki diyerek yürüyecek kadar kötü durumda olmalısın belki. Mecbur olduğunda: Başarırsın.

Eğer mecbur değilsen, diğer bir deyişle yukarıda dediğim gibi tuzun kuruysa ki bu suç değil, o zaman tek bir çaren kalıyor; gelişmek!

Tüm devirlerin en hızlı çağındayız. Teknoloji akıl almaz bir hızla ilerlerken, bu durum bilinç genişlemeleri de yaratıyor.

Dışarısıyla baş etmeye çabalarken, kendinle baş edemez buluyorsun kendini. İşle, ürünle, müşteriyle, ekiple nasıl baş edeceksin?

Her an yeni oluşumlar, yeni jenerasyon insan modelleri, yeni ihtiyaçlar. Kafalar karışıyor. Bu karışıklıkla yollarını, stratejilerini nasıl netleştireceksin?

Çağın hızlı değişimleri içinde zaman her şeye yetmiyor. Böyle olunca stres yakanı bırakmıyor. Bu zamansızlıkta, bu stresle nasıl organize olacaksın?

Ya özel hayat? O olmadı mı at bütün kazançları çöpe diyenlerdensen, bu kadar şeyin içerisinde bu dengeyi nasıl kuracaksın?

Başarmak için tüm bunlarla baş etmelisin. Tüm bunlarla baş edebilmenin formüllerini öğrenmelisin. Bu da eğitim ve gelişime yatırım yapmakla başlar, devam eder ve olur.

Yoksa, tekrar söyleyeceğim, aynı çemberde dönüp durursun yıllarca. Bir türlü olmuyorların bol olur.

Çabaların çok, kazançların az olur.

Bireysel gelişim araçlarına yatırım yapmadığında, ödediğin bedel, harcadığın zamanın olur.

İlginçtir ki, paranla sahip olabileceğin her şey arasında, ömrün boyunca seninle kalma garantisi olan tek şeydir bilgi.

Eklenme : 14.02.2019 01:38:44
Paylaş :
© 2014 RANAKAPLAN Koçluk Merkezi