BENİM YOLUM

Geçtiğimiz günlerde, ilimizin nadide kurumsal firmalarından olan Çağın Göz Hastanesi, “Gözden” isimli dergileri için benimle bir röportaj gerçekleştirdiler. Kendi iş alanlarının dışında da bir çok kaliteli projeyle diğer işletmelere role model olan, vizyoner bakış açısına sahip üst yönetimini yakından tanımak beni mutlu etti. Röportajımı, Koçluk mesleğini biraz daha yakından tanıma fırsatı verdiği için köşemde de bir kısmını paylaşmak istedim. Keyifli okumalar.

Merhabalar, İzmit kişisel gelişim eğitimleri konusunda diğer büyükşehirlerin arkasında kalıyor. İzmit’te görmek pek mümkün değil bu sektörü. Neden İstanbul ya da başka bir yer değil de İzmit?

Ben İzmit doğumluyum. Burada doğdum büyüdüm ama benim üniversiteden sonra bütün çalışma hayatım İzmit dışında oldu. Gebze’de, Yapı Kredi genel müdürlükte 13 yıl çalıştım. Sonrasında İstanbul’da büyük kurumlara eğitimler vermeye başladım. Hiç İstanbul’da yaşamayı düşünmedim. Devamlı gidip geliyorum ancak yaşam alanı olarak İzmit’i daha çok seviyorum.

Ancak asıl etken şu: İşim manevi tarafı yüksek bir iş. Başarılı olabilmeniz için fayda değerinizin ön planda olması gerekir. Ben o manevi tarafı koruyup, rekabet ortamı içinde olmamak için burayı tercih ettim. Rekabet bilincimiz yok, zaman zaman bizimle rekabet etmek isteyenler olsa da hiç o tarafa bakmıyoruz. Biz önümüze bakıp devam ediyoruz, farklı şeyler yapılsa da ilgilenmiyoruz bile. Rekabet kötü bir şey demiyorum ama rekabet ortamının bizim işimizle uyumlu olmadığını düşünüyorum. O yüzden İstanbul’u şirketimi kurarken de seçmedim. Bununla birlikte son 1,5 yıldır İstanbul’dan gelen çok öğrencimiz var. İstanbul’da bizim gibi onlarca firma varken insanlar araştırma içine girdiğinde “Rana Kaplan bu işi bu ülkede iyi yapıyor” diyip, her hafta İstanbul’dan kalkıp gelen, sayısı azımsanamayacak öğrencilerimiz var. Başka illerden de öyle.

Rekabet, bir yandan da güzel aslında. Yaptığınız işle alakalı adımlarınızı hızlandırır. Fakat sizin zaten öyle bir endişeniz yok, öyle bir niyetiniz de yok.

Ben şirketimi açmadan önce burada İstanbul merkezli birkaç şube açılmış. Ancak bir süre sonra kapatmışlar. Bizimle birlikte fark edilen potansiyel sonrası yeniden şubeler açılmaya başladı. Bunu bir tehdit olarak algılamak gerçekte yanılsamadır. Bu hem bizim alanımız için hem de Kocaeli için önemli bir katma değerdir.

“Yaşamın anahtarı insanın içinde gizlidir.” diye bir söz vardır, bu anahtar çok derinlerde, insanlar o yüzden mi geliyorlar size?

İçinde bulunduğumuz çağda şunu anladık ki dışarıdan gelecek hiçbir şeyin bize istediğimiz faydayı sağlayamıyor. Gördük ki yaşamsal olarak tatmin sağlayacak şey bu değil, dışarısı değil, elde edişler değil. İçeriye bakmak ihtiyacı o yüzden bu dönemde doğdu. Şartlanmış tüketim çözüm getirmediği için insanlar bir takım şeylerin başka bir yerde olduğunu fark etmeye başladılar. Neresiydi orası? Dışarısı değilse tek bir yer kalıyordu: İçerisi! Anın farkında olmak, keyif almak,farklı bakış açılarıyla kendini geliştirmek güzel, hayat böyle daha anlamlı. ‘Ben ne yapıyorum, buradaki amacım ne, neye hizmet ediyorum’ bu sorularla daha dipte olan anahtara ulaşınca, yaşama motivasyonu artıyor. Yaşama motivasyonu artınca da çevrenize daha faydalı oluyorsunuz, böyle güzel bir döngü. Benden başlayıp, bana dönen bir döngü aslında.

Belki anahtar yerine huzur desek daha doğru herhalde, çünkü çok hızlı ilerleyen bir sistem var, insanlar o sisteme ayak uydurmaya çalışırken aslında o anahtarı daha da gerilere itiyorlar.

Öyle. Zihni biraz dinginleştirmek lazım. Beyin karıştıran bir makina. Karışık olanı ayrıştırmadığınız zaman hiçbir şey net değil. Netlik yoksa yanılgı var demektir. Dolayısıyla onu yanılgılardan özgürleştirip, netleştirdiğinizde huzur kaçınılmaz oluyor. Temelde ulaşmaya çalıştığımız şey bu aslında.

Peki, eğitimlerin dışında, bireysel koçluğunu yaptığınız kişiyle olan süreç nasıl ilerliyor?

Koçluk maksimum 12 seans, 12 hafta boyunca, haftada bir gün olarak sürüyor. O seanslarda kullandığımız teknikler, koçluk çalışmaları, bir takım farkındalıklar oluşturuyor. O farkındalıklarla ile birlikte kişinin hayatında yeni bir şey yapma kararı alması lazım. Burada biraz doğru yapılmayan şey bu kişisel gelişim sektöründe. Birçok kişisel gelişim çalışmalarında insanlar çok güzel şeyler fark ediyorlar fakat bunları yaşamda kullanmadıklarında hayatlarında çok bir şey değişmiyor. Koçluk tamamen eylem odaklı, bir şey fark ettiyseniz onu hayatınızda kullanacaksınız, farklı bir şey yapma kararı alacaksınız. Dolayısıyla böyle ödevlerle, görevlerle ilerleyen bir sistem, farklı şeyler yapınca da kendinizle ilgili, kariyeriniz ile ilgili, ilişkiler ile ilgili her konuda farklı sonuçlar almaya başlıyorsunuz. O yüzden başka yollar başka kapılar açıyor kişiye. Bir şey değiştiğinde her şey değişiyor! Kişi, süreci tamamladığında bir zihin modelinden başka bir zihin modeline geçmiş oluyor. Daha farklı bakış açılarıyla birlikte çözümleri yaratabilecek, kaynakları değerlendirebilecek bir algıya kavuşuyor. Bir hedef için bize gelen kişinin, başka hedefler için de bize ayrıca gelmesine gerek kalmıyor. Hatta biz diyoruz ki bir kişiyle 12 seans çalıştınız ve hala size ihtiyacı varsa o iş olmamış demektir. O süreç bittiğinde kişinin artık size hiç ihtiyacı kalmamış, kendi çözümlerini üretebilir duruma gelmiş olması gerekiyor.

Peki ya Koçluk Eğitimleri?

Koç olmak için gelen kişilerin eğitimleri farklı. Eğitimler 5 aya yakın sürüyor. Koçluk eğitimlerimiz ICF onaylı. Ayrıca isteyen kişiler başarılı olduklarında Uluslar arası bir Üniversite sertifikası sahibi de olabiliyor. Koçluk eğitimimi bir üniversiteden alacağım, geçerli bir sertifikayla tamamlayacağım diyen kişinin gidip bir üniversitede eğitim alması gerekir. Bildiğim kadarıyla bizim dışımızda Türkiye’de bunu sağlayabilen başka bir Koçluk şirketi yok ya da ben bilmiyorum. 5 ay süre boyunca sürekli uygulamalarla, görevlerle, sosyal projelerle beslenen bir eğitim modeli, takip süreçleri, mentorluk süreçleri var. Dolayısıyla tam o kimliğe kavuşabilmeleri için her türlü desteği sınırsız bir şekilde alabilecekleri bir program, eğitimden çok daha fazlası.

Ne gibi sosyal sorumluluk projeleriniz var?

Her kesim ile elimizden geldiğince çalışıyoruz. Türk Eğitim Vakfı, Kanserle Mücadele Derneği, Engelliler Meclisi, Memorial Hastanesi Organ Nakli Koordinatörlüğü, Otizm Dernekleri sadece birkaç örnek. Bizim temel amacımız kolaylaştırıcı olmak, bir şey değiştirdiğimizi iddia etmiyoruz ama kolaylaştırıyoruz. Kişi kendi başarı teyidlerini topluyor ve bu duyguyu hissediyor ve üretimi artıyor.

Anahtar dedik az önce, insan o anahtara ulaşmaya çalışırken, rekabet içindeki hızlı sistemde yer alanBağlantı her kavşakta biraz da şans faktörünü öne atıyor. Bu sizce doğal bir faktör mü yoksa bir insan icadı mı?

İnsan icadı. İnanç aslında. Temelde bizim hayatımızı şekillendiren şeyler kendimizle ve hayatımızla alakalı geliştirdiğimiz inançlarımız. Şanslıyım diyen biri günlük hayatı içinde şanslı olduğu şeyleri referans olarak alacak, bende zaten hiç şans yok diyen biri ayağı küçük bir taşa takılsa onu referans alacak. Beyin kendini teyit etmeyi çok seven bir makine, var olmak için sürekli teyitlere ihtiyacı var, inanç neyse algı da o yönde açık. O aldığı teyitlerde de biraz olumsuz teyitleri almakla ilgili doğal bir işleyişi var. Çalışmalarda, fark etmediği, referans almadığı teyidlere ulaşınca, ‘aslında öyle değilmiş’ i fark ediyor ve duygu değişiyor.

NLP nedir ve doğru kullanıldığında kişinin hayatında ne gibi değişikliklere sebep olur?

NLP eşittir değişim. Çok güçlü ve hızlı bir değişim ayrıca. Zihnin çalışma prensiplerini mekanik olarak ele alan bir işleyiş. Birçok bilimin birleşimiyle, başarılı insanların zihin modelleri üzerinde yapılan çalışmalarla ortaya çıkmış formüller dizisi. Beynimizin çalışma disiplinini ortaya koyuyor. Zihinsel süreçleri mekanik olarak ele aldığı için süreç dizilimi değiştiğinde işleyiş değişiyor, aldığımız sonuçlar değişiyor.  Öncelikle dil kullanımı ile ilgili olarak yola çıkıyor. Kullandığınız dil değiştiğinde bile aslında zihninizi farklı programlayabiliyorsunuz. Zihinde işleyiş düşüncelerle yani kelimelerle başlıyor. Anlatması çok kolay değil, sonu olan bir şey de değil. Ben her zaman arkadaşlarıma NLP eğitimlerinde sonra şöyle diyorum: “Bugüne kadar okuduğunuz NLP kitaplarını, eğitimden sonra tekrar okuyun.” Okuyarak ve anlatarak değil de deneyimleyerek ve yaşayarak öğrenilen bir işleyiş. Tamamen bilinçaltını baz alıyor.

NLP ve Koçluk birbirini çok destekliyor. NLP enteresan bir üniversite, farklı, bambaşka bir şey. Koçluk bilince, algıya daha uyumlu. Harmanlandığında ortaya çok etkili bir model çıkıyor.

Sizin eğitimlerinizin fark yaratan yönleri çok. Peki sizce bunlardan en önemlisi hangisi?

Sürdürülebilir destek. Söylediğim gibi İstanbul’dan kalkıp buraya geliyor insanlar, bu süreç kolay bir süreç değil. Başladım, aldım alacağımı artık bırakıp gidiyim diyebileceğiniz bir yol değil. Sonsuz bir yol. Dolayısıyla biz buna yol arkadaşlığı olarak bakıyoruz. Buradan eğitim alan kişiler öğrenci, ben eğitmenim gibi bir durum yok. Birlikte yürüyebileceğimiz, kim nereye kadar yürümek isterse gidebileceğimiz bir yol arkadaşlığı. Dolayısıyla bunun içinde eğitim sonrasındaki sürdürülebilir destek çok önemli. İnsanlar, bu gelişim yolculuğuna çıkmayı, hayatlarını daha güzel yaşamak üzere bu programlara katılmayı istediğinde bence bakmaları gereken en önemli nokta eğitim sonrasında sürdürülebilir destek, mentörlük desteğinin olması. Bu destek en az eğitimin kalitesi kadar önemli.

Eklenme : 14.02.2019 01:40:26
Paylaş :
© 2014 RANAKAPLAN Koçluk Merkezi